Gebelik Zehirlenmesi Nedir?

Gebelik zehirlenmesi, tıbbi adıyla preeklampsi, çoğunlukla gebeliğin 20. haftasından sonra ortaya çıkan ve yüksek tansiyona idrarda protein artışı veya anne adayının bazı organ sistemlerini etkileyen bulguların eşlik edebildiği bir gebelik komplikasyonudur. Gebelik zehirlenmesi ifadesi günlük dilde kullanılsa da durum gerçek anlamda bir zehirlenme değildir. Preeklampsi hafif bulgularla başlayabileceği gibi bazı gebelerde daha yakından takip gerektiren bir tabloya dönüşebilir. Düzenli gebelik kontrolleri sırasında tansiyon ölçülmesi ve gerekli incelemelerin yapılması, belirgin bir şikayet bulunmayan vakaların da fark edilmesine yardımcı olur.

Preeklampsi Ve Gebelik Hipertansiyonu Arasındaki Fark

Gebelik sırasında görülen her tansiyon yüksekliği preeklampsi anlamına gelmez. Gebelikte yüksek tansiyon, gebeliğin 20. haftasından sonra ilk kez ortaya çıkabilir ve başka preeklampsi bulguları bulunmadığında gebelik hipertansiyonu olarak değerlendirilebilir. Preeklampside ise tansiyon yüksekliğine idrarda protein veya böbrek, karaciğer, beyin ve kanın pıhtılaşma sistemi gibi alanlarda etkilenmeyi düşündüren farklı bulgular eşlik edebilir.

gebelik-zehirlenmesi-kacinci-haftada-olur

Gebelik öncesinde hipertansiyonu bulunan kişilerde ise değerlendirme farklıdır. Bu nedenle gebelikte tansiyon değerleri yalnızca tek bir ölçüme göre değil, gebeliğin hangi döneminde yükseldiği, önceki tansiyon değerleri ve eşlik eden diğer bulgular dikkate alınarak yorumlanır.

Gebelik Zehirlenmesi Kaçıncı Haftada Olur?

Gebelik zehirlenmesi kaçıncı haftada olur sorusunun yanıtı çoğunlukla gebeliğin 20. haftasından sonrasıdır. Preeklampsi ikinci yarıda herhangi bir dönemde gelişebilir ve doğuma yaklaştıkça görülme olasılığı artabilir.

Gebeliğin daha erken dönemlerinde ortaya çıkan erken başlangıçlı preeklampsi, bebeğin büyümesi ve plasentanın işlevi açısından daha yakın değerlendirme gerektirebilir. Daha ileri gebelik haftalarında gelişen durumlarda da hastalığın şiddeti kişiden kişiye değişebilir.

Bu nedenle yalnızca gebeliğin haftası, preeklampsinin ne kadar ciddi olduğunu belirlemek için yeterli değildir.

Gebelik Zehirlenmesi Neden Olur?

Gebelik zehirlenmesi neden olur sorusunun tek bir nedeni bulunmamaktadır. Hastalığın gelişiminde plasentanın oluşumu, plasentaya kan taşıyan damarların yapısı ve anne adayının dolaşım sisteminin gebeliğe verdiği yanıtın etkili olduğu düşünülmektedir.

Gebeliğin erken döneminde plasentaya kan taşıyan damarların gelişimindeki bazı farklılıklar, ilerleyen haftalarda damar fonksiyonlarını ve kan basıncını etkileyebilir. Bunun sonucunda yalnızca tansiyon değil; böbrekler, karaciğer, beyin ve kanın pıhtılaşma sistemi gibi farklı alanlar da etkilenebilir.

Bu nedenle preeklampsi neden olur sorusu yalnızca fazla tuz tüketimi, stres veya gebelikte kilo almak gibi tek bir faktörle açıklanamaz. Gebelik zehirlenmesi nedenleri değerlendirilirken plasental gelişim ile kişinin mevcut sağlık özelliklerinin birlikte rol oynayabileceği dikkate alınır.

Preeklampsi Risk Faktörleri

Preeklampsi risk faktörleri hastalığın kimlerde daha yakından takip edilmesi gerektiğini belirlemeye yardımcı olabilir. Bir risk faktörünün bulunması preeklampsinin kesin olarak gelişeceğini göstermediği gibi hiçbir risk faktörünün bulunmaması da hastalığı tamamen dışlamaz.

Riski artırabilen durumlar arasında şunlar yer alabilir:

  • Daha önceki gebelikte preeklampsi geçirilmesi

  • Kronik yüksek tansiyon

  • Böbrek hastalıkları

  • Diyabet

  • Bazı bağışıklık sistemi hastalıkları

  • İkiz veya daha fazla bebeğin bulunduğu çoğul gebelik

  • İlk gebelik

  • Obezite

  • Ailede preeklampsi öyküsü

Bu özelliklere sahip gebelerde gebeliğin başından itibaren risk değerlendirmesi yapılması, tansiyon ve diğer gebelik bulgularının uygun aralıklarla takip edilmesini sağlayabilir.

Gebelik Zehirlenmesi Belirtileri

Gebelik zehirlenmesi belirtileri her kişide aynı şekilde ortaya çıkmaz. Bazı gebelerde belirgin yakınmalar görülürken bazı durumlarda hastalık rutin tansiyon ölçümü veya laboratuvar incelemeleri sırasında fark edilebilir.

Dikkat gerektirebilecek preeklampsi belirtileri arasında şunlar bulunabilir:

  • Geçmeyen veya şiddetli baş ağrısı

  • Bulanık görme, ışık çakmaları veya görmede farklılık

  • Karnın üst bölümünde, özellikle sağ tarafta ağrı

  • İkinci trimesterden sonra yeni başlayan belirgin bulantı veya kusma

  • Yüz ve ellerde ani şişlik

  • Kısa sürede belirgin kilo artışı

  • Nefes darlığı

  • İdrar miktarında azalma

Gebelik sırasında ayaklarda ve bacaklarda şişlik sık görülebilir. Bu nedenle ödem tek başına preeklampsi tanısı koydurmaz. Buna karşılık şiddetli baş ağrısı, görme bozukluğu veya üst karın ağrısının yüksek tansiyonla birlikte görülmesi daha hızlı değerlendirme gerektirebilir.

 

 

Preeklampside Tansiyon Değerleri

Preeklampsi tansiyon değerlendirmesinde yeni ortaya çıkan kan basıncı yüksekliği temel bulgulardan biridir. Gebeliğin 20. haftasından sonra sistolik kan basıncının 140 mmHg veya üzerinde ya da diyastolik kan basıncının 90 mmHg veya üzerinde ölçülmesi hipertansiyon açısından değerlendirme gerektirir. Tanı ise yalnızca kişinin evde yaptığı tek bir ölçüme dayanmaz; ölçüm koşulları ve tekrar sonuçları önemlidir.

Daha yüksek tansiyon değerleri özellikle başka belirtiler de eşlik ediyorsa daha acil değerlendirme gerektirebilir. Evde olağandışı yüksek bir sonuç görülmesi halinde kişinin yalnızca sayıyı takip etmek yerine gebelik sürecini takip eden sağlık ekibiyle görüşmesi önem taşır.

İdrarda Protein Ve Preeklampsi

Gebelikte idrarda protein saptanması preeklampsi değerlendirmesinde önemli bulgulardan biridir. Böbreklerin normalden fazla proteini idrara geçirmesi proteinüri olarak adlandırılır.

Preeklampsi geçmişte çoğunlukla yüksek tansiyon ile idrarda protein birlikteliği üzerinden tanımlanıyordu. Günümüzde ise proteinüri bulunmasa bile yeni gelişen hipertansiyona böbrek veya karaciğer fonksiyon bozukluğu, trombosit düşüklüğü, akciğer ödemi ya da belirgin nörolojik bulgular gibi organ etkilenimi belirtileri eşlik ettiğinde preeklampsi olasılığı değerlendirilebilir.

Bu nedenle idrar testinin normal olması tek başına hastalığın her durumda dışlandığı anlamına gelmez.

Preeklampsi Tanısı 

Preeklampsi tanısı, belirtilerle birlikte tansiyon ölçümleri, idrar ve kan incelemeleri değerlendirilerek konur. Gerekli durumlarda anne adayının sağlık durumunun yanı sıra bebeğin gelişimi ve gebelik içindeki iyilik hali de takip edilir.

Değerlendirmede şu alanlardan yararlanılabilir:

  • Tekrarlanan kan basıncı ölçümleri

  • İdrardaki protein miktarı

  • Böbrek fonksiyonları

  • Karaciğer testleri

  • Trombosit düzeyi

  • Bebeğin büyümesinin ultrasonla değerlendirilmesi

  • Bebeğin iyilik halini gösteren gerekli gebelik testleri

Bu incelemelerin tamamının her gebede aynı sıklıkta yapılması gerekmez. Preeklampsi takibi, gebelik haftasına ve mevcut bulguların şiddetine göre kişiye özel planlanabilir.

Şiddetli Preeklampsi Bulguları

Şiddetli preeklampsi, kan basıncının belirgin şekilde yükseldiği veya anne adayının organ fonksiyonlarını etkileyebilecek ciddi bulguların ortaya çıktığı durumları ifade eder. Böbrek veya karaciğer fonksiyonlarında bozulma, trombosit sayısında düşme, akciğerlerde sıvı birikimi, şiddetli baş ağrısı ve görmeyle ilgili yakınmalar daha ciddi bir tabloyu düşündürebilir.

Özellikle şu belirtiler gecikmeden değerlendirme gerektirir:

  • Çok şiddetli veya geçmeyen baş ağrısı

  • Görme kaybı, bulanıklık veya ışık çakmaları

  • Şiddetli üst karın ağrısı

  • Belirgin nefes darlığı

  • Nöbet

  • Bilinçte değişiklik

Bu belirtilerin görülmesi her zaman preeklampsi olduğu anlamına gelmez ancak gebelikte hızlı değerlendirilmesi önemlidir.

Preeklampsinin Anne Ve Bebeğe Etkileri

Preeklampsi anneye etkileri yalnızca yüksek tansiyonla sınırlı değildir. İleri durumlarda böbrekler, karaciğer, beyin, akciğerler ve pıhtılaşma sistemi etkilenebilir. Ancak bu etkilerin her preeklampsi vakasında ortaya çıkması beklenmez; risk düzeyi hastalığın seyri ve şiddetine göre farklılık gösterebilir.

Preeklampsi bebeğe etkileri ise çoğunlukla plasentanın işlevi ve bebeğe ulaşan kan akımıyla ilişkilidir. Plasental dolaşımın etkilenmesi bebeğin beklenen hızda büyümemesine yol açabilir. Anne veya bebeğin sağlık durumunun doğumun daha erken planlanmasını gerektirdiği durumlarda erken doğuma bağlı ek takip ihtiyacı da ortaya çıkabilir.

Preeklampsi, Eklampsi Ve HELLP Sendromu

Preeklampsi, eklampsi ve HELLP sendromu birbiriyle ilişkili olabilen ancak aynı anlama gelmeyen durumlardır.

preeklampsinin-anne-ve-bebege-etkileri

Eklampsi, preeklampsi tablosuna başka bir nedenle açıklanamayan nöbetlerin eklenmesiyle ortaya çıkan ciddi bir durumdur. Preeklampsi tanısı alan herkesin eklampsi geliştirmesi beklenmez.

HELLP sendromunda ise kırmızı kan hücrelerinin parçalanması, karaciğer enzimlerinin yükselmesi ve trombosit sayısının azalmasıyla karakterize bir tablo oluşabilir. Preeklampsiyle birlikte görülebilse de HELLP sendromu yalnızca yüksek tansiyon veya idrarda protein bulunmasıyla tanımlanmaz.

Gebelik Zehirlenmesi Tedavisi

Gebelik zehirlenmesi tedavisi, hastalığın şiddeti, gebelik haftası ve anne ile bebeğin mevcut durumuna göre belirlenir. Tek bir standart tedavi planı bütün gebelikler için uygun değildir.

Preeklampsi tedavisi kapsamında gerektiğinde kan basıncının kontrol altına alınması, nöbet riskinin azaltılması ve anne ile bebeğin yakından izlenmesi planlanabilir. Erken doğum olasılığının yüksek olduğu bazı durumlarda bebeğin doğuma hazırlanmasına yönelik ek tedaviler değerlendirilebilir.

Preeklampsinin kesin olarak sona ermesi plasentanın doğumuyla ilişkilidir ancak doğumun zamanı yalnızca tanının varlığına göre belirlenmez. Anne adayının klinik durumu, bebeğin gelişimi, gebelik haftası ve hastalığın şiddeti birlikte değerlendirilir.

Preeklampside Doğum Zamanı

Preeklampsi tanısı konulması her durumda hemen doğum yapılacağı anlamına gelmez. Özellikle daha erken gebelik haftalarında anne ve bebeğin durumu uygun olduğunda gebeliğin yakın izlem altında sürdürülmesi değerlendirilebilir.

Buna karşılık hastalığın ilerlemesi, ciddi anne bulguları veya bebeğin sağlığıyla ilgili sorunlar ortaya çıkması doğum zamanının daha erken planlanmasını gerektirebilir. İleri gebelik haftalarında ise doğum planının zamanlaması farklılaşır. Bu nedenle doğum kararı gebelik haftası ile risklerin birlikte değerlendirilmesine dayanır.

Doğum Sonrası Preeklampsi

Doğum sonrası preeklampsi, gebelik sırasında preeklampsi gelişmemiş kişilerde bile doğumun ardından ortaya çıkabilir. Postpartum preeklampsi çoğunlukla doğumdan sonraki günlerde görülse de doğumdan sonraki altı haftaya kadar gelişebilen vakalar bildirilmiştir.

Doğumun gerçekleşmesiyle preeklampsi riskinin aynı anda tamamen ortadan kalktığı düşünülmemelidir. Doğumdan sonra geçmeyen şiddetli baş ağrısı, görmede değişiklik, nefes darlığı, üst karın ağrısı veya belirgin tansiyon yüksekliği ortaya çıkarsa değerlendirme geciktirilmemelidir.

Gebelik Zehirlenmesi Riski Nasıl Azaltılabilir?

Preeklampsiyi kesin olarak engelleyen bir yöntem bulunmamaktadır. Düzenli gebelik kontrolleri, tansiyonun takip edilmesi ve kronik hipertansiyon, diyabet veya böbrek hastalığı gibi mevcut sağlık sorunlarının gebelik boyunca uygun şekilde izlenmesi önemlidir.

Yüksek risk taşıdığı belirlenen bazı gebelerde düşük doz aspirin gibi koruyucu yaklaşımlar doktor tarafından planlanabilir. Benzer şekilde beslenmeyle kalsiyum alımının düşük olduğu belirli durumlarda kalsiyum desteği değerlendirilebilir. Bu uygulamalar her gebeye rutin olarak başlanmamalı ve ilaç ya da takviye kullanımı kişisel değerlendirme olmadan yapılmamalıdır.

İzmir'de Preeklampsi ve Gebelik Takibi

İzmir kadın doğum değerlendirmelerinde preeklampsi açısından yalnızca tansiyon değerine odaklanmak yerine gebelik haftası, anne adayının sağlık öyküsü, idrar ve kan incelemeleri ile bebeğin gelişiminin birlikte ele alınması önem taşır. Özellikle risk faktörleri bulunan veya gebeliğin ikinci yarısında yeni tansiyon yüksekliği ortaya çıkan kişilerde değerlendirme kapsamı bireysel duruma göre genişletilebilir.

Düzenli takip, belirgin şikayet oluşturmayan tansiyon değişikliklerinin veya laboratuvar bulgularının fark edilmesine de yardımcı olur. Bunun yanında yeni başlayan şiddetli baş ağrısı, görme bozukluğu, üst karın ağrısı ya da nefes darlığı gibi belirtiler rutin kontrol zamanını beklemeden değerlendirilmesi gereken bulgular arasında yer alır.

Gebelik Zehirlenmesi Hakkında Sık Sorulan Sorular

 

Gebelik Zehirlenmesinde Bebek Hareketleri Azalır mı?

Plasental dolaşımın veya bebeğin durumunun etkilenmesi halinde hareketlerde değişiklik fark edilebilir. Bebeğin alışılmış hareketlerinde belirgin azalma olması durumunda gebelik değerlendirmesi gerekir.

Preeklampsi Sonraki Gebelikte Tekrarlar mı?

Daha önce preeklampsi geçirmek sonraki gebeliklerde yeniden gelişme riskini artırabilir. Risk, önceki preeklampsinin ne zaman ve ne şiddette geliştiği gibi özelliklere göre değişir.

Gebelik Zehirlenmesinde Normal Doğum Yapılabilir mi?

Preeklampsi tek başına her durumda sezaryen gerektirmez. Doğum şekli gebelik haftası, anne ve bebeğin durumu ile doğumla ilgili diğer özelliklere göre belirlenir.

Preeklampsi Kan Tahlilinde Belli Olur mu?

Tek bir kan testi preeklampsiyi tek başına göstermez. Karaciğer, böbrek ve trombosit değerleri tansiyon ve diğer bulgularla birlikte değerlendirmeye yardımcı olabilir.

Gebelik Zehirlenmesinde Şişlik Nerede Görülür?

Şişlik özellikle yüz ve ellerde belirginleşebilir ancak gebelikte ödem tek başına preeklampsi anlamına gelmez. Ani veya belirgin şişlik başka bulgularla birlikte değerlendirilmelidir.

Preeklampsi Sezaryen Gerektirir mi?

Hayır, preeklampsi tanısı otomatik olarak sezaryen yapılacağı anlamına gelmez. Doğum yöntemi anne ve bebeğin durumu ile obstetrik değerlendirmeye göre seçilir.

Gebelik Zehirlenmesi Sonraki Yıllarda Tansiyonu Etkiler mi?

Preeklampsi öyküsü ilerleyen yıllarda kronik hipertansiyon ve bazı kalp-damar sorunları açısından daha yüksek riskle ilişkilidir. Bu nedenle gebelik öyküsünün sonraki sağlık değerlendirmelerinde dikkate alınması önemlidir.

 

Bunlar da İlginizi Çekebilir

hamilelik-belirtileri
Hamilelik Belirtileri

Hamilelik belirtileri, gebeliğin erken döneminde hormonal ve fizyolojik değişimlere b…

Devamını Oku
dort-boyutlu-4d-ultrason
Dört Boyutlu (4D) Ultrason

4D Ultrason cihazları ile bebeğin daha erken döneminde cinsiyeti,yarık damak, yarık d…

Devamını Oku
beta-hcg-nedir
Beta HCG Nedir?

Beta HCG, gebeliğin erken döneminde plasentayı oluşturacak dokulardan salgılanmaya ba…

Devamını Oku